Şimdiye kadar 31 sayı çıkan ve 2 ayda bir çıkan dergiyi izleme konusunda istikrarlı değilim. Bunun önemli nedeni derginin 2 ayda bir yayınlanmasıdır. Bu sayıda Tuncer Erdem, Fulya Özorhan, Burcu Erdoğan, Engin İnceoğlu, Burcu Güldemet, Sofya Kurban, Özgür İremhür ve Kazmo İşiguro’dan birer öykü var. Yani bu sayıda toplam 8 öykü bulunmaktadır. Derginin yayın kurulunda, dergicilikte tecrübeli Adnan Özer, Metin Celâl ve Atilla Birkiye bulunmakta ve dergi Özgür Yayın Dağıtım tarafından çıkarılmaktadır.
Dergide ayrıca toplam 8 şairin şiirine yer verilmiş. Özgür Edebiyat Dergisinin şiir, öykü ve eleştiri deneme yazılarının yerleşimi Memet Fuat’ın Yeni Dergi ve Yazko Edebiyat’ta yaptığı gibi. Yani yaş sırasında göre önce şiir ve öyküler sıralanıyor. Şiir ve öyküler karışık olarak yayınlandıktan sonra sıra diğer yazılara geliyor.
Dergide ilgimi özellikle çeken yazı Kemal Bek’in Sabit Kemal Bayıldıran’a verdiği cevaplar oldu. Sabit hoca Zaman Kitap’ta Kemal Bek’in "Bir Günün Sonunda Arzu" adlı kitabından söz etmiş. Bunun üzerine Kemal Bey de Sabit hocaya cevap vermiş(*).
Derginin kapağından fark edileceği üzere Alper Akçam'ın Orhan Pamuk konulu yazısı okunmaya değer. Özgür Edebiyat Dergisinin her sayısında Özdemir İnce'nin Ne Var Ne Yok başlıklı yazılarında edebiyat dünyamızla ilgili gelişmelerden söz ettiğini hatırlatmak isterim.
* Sabit hocaya telefon edip "Hocam bu ayki Özgür Edebiyat Dergisini gördün mü?" diye sordum. Cevap evet oldu. Hoca Kemal beye cevap verip vermeme kosunda henüz karar vermemiş.
Özgür Edebiyat Dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özgür Edebiyat Dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ocak 2012 Çarşamba
11 Eylül 2010 Cumartesi
Kitaplar, Dergiler : Eylül 2010
Yeni kitaplardan haberdar olmak için belki en ideali haftada bir büyükçe bir kitapçıda zaman harcamaktır. Orta büyüklükteki şehirlerin çoğunda bile bu imkân olmadığına göre gazetelerin kitap eklerine bakmak, yayınevlerinin sitelerini zaman zaman ziyaret etmek ve kitap satış sitelerini incelemek çözüm olabilir. Adana gibi görece büyük bir şehirde yaşadığım ve evim hemen yakınında her türlü kitabın bulunduğu bir kitapçı(kitapsan) olduğu için zaman zaman kitapçıya gidip yeni çıkan kitaplardan haberdar olmaya çalışıyorum.
Bir Kentin Solgun Yüzü
İstikrarlı bir gazete okuru olmasam bile hafta da bir kitap ekleri veren gazeteleri ek verdikleri günlerde edinmeye çalışıyorum. Radikal gazetesinin 10 Eylül tarihli kitap ekinden öğrendiğime göre Feridun Andaç doğup büyüdüğü kent olan Erzurum hakkında bir kitap yazmış. Yaklaşık 500 sayfa olan kitabına Erzurum:Bir Kentin Solgun Yüzü adını vermiş. Türkiye’nin sayılı öykü eleştirmenlerinden birisi olan Feridun Andaç bugüne kadar ne yazdıysa hep kolay okundu. Henüz Erzurumlu görmemiş birisi olarak Feridun beyin Erzurum hakkında yazdıklarını merak etmekteyim.
Can Yayınlarının Radikal gazetesinin kitap ekine verdiği ilandan Semih Gümüş’ün Öykünün Kedi Gözü adlı kitabının yayınlandığını öğrendim. Semih Gümüş’ün öykü üzerine yazdıklarını hep beğenirim. Ne var ki birkaç gün önce Semih beyi Twitter’da izleme gafletinde bulundum. Semih beyin güncel bir konu hakkında yaptığı yorumları görünce üzüldüm. Sanırım son yıllarda yazılan öykü kitaplarında yazarlar memleket dertlerine uzak konuları kendilerine dert edindiler. Benim naçizane önerim; Semih beyin gün gibi “ortada” olan konularda kimseye akıl vermemesi şeklindedir. İlk fırsatta Semih beyin sözünü ettiğim kitabını edinip inceleyeceğim.
Bir Kentin Solgun Yüzü
İstikrarlı bir gazete okuru olmasam bile hafta da bir kitap ekleri veren gazeteleri ek verdikleri günlerde edinmeye çalışıyorum. Radikal gazetesinin 10 Eylül tarihli kitap ekinden öğrendiğime göre Feridun Andaç doğup büyüdüğü kent olan Erzurum hakkında bir kitap yazmış. Yaklaşık 500 sayfa olan kitabına Erzurum:Bir Kentin Solgun Yüzü adını vermiş. Türkiye’nin sayılı öykü eleştirmenlerinden birisi olan Feridun Andaç bugüne kadar ne yazdıysa hep kolay okundu. Henüz Erzurumlu görmemiş birisi olarak Feridun beyin Erzurum hakkında yazdıklarını merak etmekteyim.
Öykünün Kedi Gözü
Can Yayınlarının Radikal gazetesinin kitap ekine verdiği ilandan Semih Gümüş’ün Öykünün Kedi Gözü adlı kitabının yayınlandığını öğrendim. Semih Gümüş’ün öykü üzerine yazdıklarını hep beğenirim. Ne var ki birkaç gün önce Semih beyi Twitter’da izleme gafletinde bulundum. Semih beyin güncel bir konu hakkında yaptığı yorumları görünce üzüldüm. Sanırım son yıllarda yazılan öykü kitaplarında yazarlar memleket dertlerine uzak konuları kendilerine dert edindiler. Benim naçizane önerim; Semih beyin gün gibi “ortada” olan konularda kimseye akıl vermemesi şeklindedir. İlk fırsatta Semih beyin sözünü ettiğim kitabını edinip inceleyeceğim.
Korkunun Gözbebekleri
Mazhar Candan’ın Korkunun Gözbebekleri adlı deneme kitabını yıllar önce almıştım. Toplam 22 denemenin bulunduğu bu kitaptan 2 denemeyi o zamanlar yani 1981 yılında okumuş sonra kitabı unutmuştum. Mazhar beyin imzasına yıllar sonra Özgür Edebiyat dergisinde rastlayınca Korkunun Gözbebekleri kitabını bulup birkaç denemeyi okudum. Daha önce Mazhar beyden bir şey okumamış olanlar için Korkunun Gözbebekleri kitabından bir denemeyi kitaptan buraya alacağız.
Diyalojik Okuma
Bilgisayar ve programcılık üzerine yazmanın bir sonucu olarak zaman zaman edebiyattan, sanat edebiyat dergilerinden uzaklaşıyorum ister istemez. 2 aylık peryotta yayınlanan Özgür Edebiyat dergisini 22. sayısından itibaren izlemeye başladım. Yani dergi 4 yaşından gün almaya başladıktan sonra izlemeye başladım. Özgür Edebiyat dergisinin Eylül-Ekim sayısında Hilmi Haşal ile Baki Asiltürk ellerine Enis Batur’un “Doğu-Batı Divanı III” kitabını alıp incelemişler. Sonra da bir araya gelip okudukları kitabı tartışmışlar. Bu tartışmaya “Diyalojik Okuma” adını vermişler. Bu tartışmadan tadına doyulmaz bir söyleşi çıkmış. Enis Batur’a ve şiirine ilgi duymayanlar bile bu söyleşiyi okusunlar derim. Hilmi Haşal ile Baki Asiltürk’ün Enis Batur’un Doğu-Batı Divanı III kitabıyla ilgili söyleşinin bir kısmını en kısa süre sonra Özgür Edebiyat Dergisinden buraya aktaracağız.
Etiketler:
Feridun Andaç,
Özgür Edebiyat Dergisi,
Semih Gümüş
6 Eylül 2010 Pazartesi
Özgür Edebiyat Dergisinin Eylül-Ekim 2010 Sayısı
Birkaç gün önce Özgür Edebiyat dergisinin Eylül-Ekim 2010 sayısı elime geçti. Mazhar Candan’ın Özgür Edebiyatta tekrar yazması benim için bir ödül. Mazhar Candan belki başka dergilerde de yazmıştır daha önce; ancak ben rastlamamıştım. Daha önce Mazhar Candan’dan bir şey okumamış olanlar için Özgür Edebiyat dergisinin sözünü ettiğim sayısındaki yazısının bir kısmını buraya aldım. “Ben, benden alıntılarım bir şiiri, kendimden çalarım aşkı, tutkuyu bile; ve içimdeki çalamadığım bir piyanonun tuşları üzerinde seslendiririm dilediğim besteyi, şarkıyı; düşlediğim anda gelir kokusu burnuma hangi çiçeği çekmişse içim, dilediğim anda uzatırım kollarımı bir bedene ki onun ruhu bile duymaz bunu, tıpkı şu anda seninle olduğum gibi…”
Bana sorulursa Özgür Edebiyat dergisi sırf Oktay Taftalı’nın yazıları için alınır. Oktay Taftalı adını edebiyat merakıyla sarmalandığım 1981 veya 1982 yılında duymuştum. Aradan bunca yıl geçtikten sonra birkaç ay önce bir gece TV kanalları arasında dolaşırken SKY Türk TV’de bir söyleşiye rastladım. Konuğun birkaç cümlesinden sonra TV’nin kumandasını masaya bıraktım. Orijinal bir söyleşi ile karşı karşıya olduğumu fark etmem için konuğun birkaç cümlesini dinlemek bana yetmişti.
Merakla söyleşiyi izlemeye başladım; hem de konuğun kim olduğunu bilmeden. Birkaç dakika gözümü TV’den ayırmadım. Çünkü rejinin konuğun adını ekrana yazmasını yani dinlediğim kişinin kim olduğunu öğrenmek istiyordum. Neyse ki SKY TV’nin yönetmeni beni fazla bekletmedi söyleşi konuğunun Oktay Taftalı olduğunu ekrana yazıverdiler. SKY TV’de Oktay beyi izlemenin üzerinden çok geçmeden Bursalı şair Hilmi HAŞAL telefonda bana Özgür Edebiyat dergisinde Oktay Taftalı tarafından kaleme alınan metinleri kaçırmamamı önerdi. Bu nedenledir ki birkaç aydır kitapçıya gittiğimde ilk seçtiğim dergi Özgür Edebiyat dergisi oluyor.
Bana sorulursa Özgür Edebiyat dergisi sırf Oktay Taftalı’nın yazıları için alınır. Oktay Taftalı adını edebiyat merakıyla sarmalandığım 1981 veya 1982 yılında duymuştum. Aradan bunca yıl geçtikten sonra birkaç ay önce bir gece TV kanalları arasında dolaşırken SKY Türk TV’de bir söyleşiye rastladım. Konuğun birkaç cümlesinden sonra TV’nin kumandasını masaya bıraktım. Orijinal bir söyleşi ile karşı karşıya olduğumu fark etmem için konuğun birkaç cümlesini dinlemek bana yetmişti.
Merakla söyleşiyi izlemeye başladım; hem de konuğun kim olduğunu bilmeden. Birkaç dakika gözümü TV’den ayırmadım. Çünkü rejinin konuğun adını ekrana yazmasını yani dinlediğim kişinin kim olduğunu öğrenmek istiyordum. Neyse ki SKY TV’nin yönetmeni beni fazla bekletmedi söyleşi konuğunun Oktay Taftalı olduğunu ekrana yazıverdiler. SKY TV’de Oktay beyi izlemenin üzerinden çok geçmeden Bursalı şair Hilmi HAŞAL telefonda bana Özgür Edebiyat dergisinde Oktay Taftalı tarafından kaleme alınan metinleri kaçırmamamı önerdi. Bu nedenledir ki birkaç aydır kitapçıya gittiğimde ilk seçtiğim dergi Özgür Edebiyat dergisi oluyor.
Etiketler:
Mazhar Candan,
Oktay Taftalı,
Özgür Edebiyat Dergisi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





